Ankara Güneş Enerji Sistemleri

Enerji, ülkelerin sosyal ve ekonomik açıdan gelişmişlik düzeyinin belirlenmesindeki en önemli parametrelerden biridir. Bunun paralelinde, artan nüfus, kentleşme ve sanayileşme ile enerji ihtiyacı günden güne artmaktadır. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) verilerine göre dünya enerji ihtiyacının 2007 ila 2030 arasında % 40 artış göstermesi öngörülmektedir. Tüm bunlarla beraber enerji kullanımı, bütün dünyanın yüz yüze olduğu iklim değişikliği ve küresel ısınma probleminin de baş aktörüdür.

Fosil yakıtlar dünyada kullanılan birincil enerji kaynağıdır (% 80). Fosil yakıtların enerji ihtiyacını karşılamak için kullanılması sonucu karbon (C) elementi ortaya çıkar. Karbon emisyonu sonucu atmosferdeki karbon elementi miktarı geçtiğimiz yüzyılın 1,3 katı değerine ulaşmıştır ve önümüzdeki 50 yıl içerisinde bu oranın 1,4 kata ulaşması öngörülmektedir. Yine karbon emisyonun bir sonucu olarak ortaya çıkan sera gazı etkisiyle (Greenhouse Effect) dünyanın ortalama ısısı geçtiğimiz yüzyıla kıyasla 0.74˚C’lik bir artış göstermiştir. Diğer taraftan Enerji Enstitüsü’nün verilerine göre dünyadaki petrol rezervlerinin 46-50 yıl arasında, doğalgaz rezervlerinin 63-119 yıl arasında ve kömür rezervlerinin ise 200-250 yıl arasında tükenmesi öngörülmektedir. Bu durum özellikle doğalgazda Rusya’ya bağımlı bir pazar ortamı oluşturmaktadır. Buna alternatif olarak kaya gazı ve buz gazı arama çalışmaları yapılmıştır.

Özellikle Amerika Birleşik Devletleri, kaya gazı bulma konusunda ciddi yatırımlarının sonucu olarak bir kaya gazı ihracatçısı durumuna gelmiştir. Bu her ne kadar daha maliyetli bir sistem olsa da doğalgaz fiyatlarında düşüşe neden olmuştur. Kaya gazının güvenliği konusunda kuşkular bulunmaktadır ve kaya gazı çıkarma işlemleri sırasında yeraltı sularının kirlendiği iddiaları mevcuttur. Buz gazı ise özellikle Japonya’nın bu konudaki çalışmaları ve yatırımları sonucunda keşfedilen bir enerji kaynağıdır. Denizlerin altında bulunan metan hidrattan (yanıcı buz) elde edilen bu gaz, yeni bir enerji kaynağı olarak görülmektedir. Fakat çevre uzmanları deprem riskine karşı uyarıda bulunmakta ve diğer fosil yakıtlara göre daha temiz bir enerji kaynağı olarak görülen buz gazının ısıyı hapsetme konusunda karbondioksitten 20 kat daha güçlü olduğunu belirtmektedirler. Tüm bu veriler ışığında fosil yakıt kaynaklarının tükenmesi ve enerji üretimi için bu kaynakların kullanımı sonucu ortaya çıkan ekolojik etkiler, ülkeler arası gelişmişlik düzeyi arasındaki farkı gösteren enerji tüketimini, acil çözüm isteyen bir problem olarak ortaya çıkartmaktadır.

Fosil kaynakların sınırlılığı ve bu yakıtların ekolojik etkileri, yenilenebilir ve sürdürülebilir enerji kaynaklarını her geçen gün daha da önemli hale getirmektedir. Güneş enerji sistemleri çevre dostu yanıyla fosil yakıtlara alternatif olabilecek türde bir enerji kaynağıdır. Her yıl dünya üzerinde oluşan güneş ışınımı bugüne kadar bilinen tüm fosil yakıt rezervlerinin 160 katıdır. Dolayısıyla güneş enerjisi miktarı ile ilgili bir problem olmadığı ortadadır. Önemli olan bu enerji kaynağını en verimli şekilde kullanıma çevirmektir.

Dünya için en önemli enerji kaynağı, dünya ve atmosferin fiziksel oluşumuna da yol açmış olan güneş enerjisidir. Rüzgâr enerjisi, okyanus termal enerjisi, dalga enerjisi ve biokütle enerjisi güneş enerjisinin başkalaşmış birer formu olarak ele alınmaktadır. Bunun yanı sıra bir çeşit toplanmış biokütle materyali olarak ele alınan fosil yakıtlar da güneş enerjisinin bir formu olarak kabul edilir . Her yıl dünyaya ulaşan güneş enerjisi miktarı bilinen kömür rezervlerinin 50 katı ve petrol rezervlerinin ise 800 katıdır. Dolayısıyla güneş enerjisi bol, yenilenebilir, sürdürülebilir ve bedavadır. Ayrıca da kullanımı ile geleneksel enerji kaynakları kullanımı sonucu ortaya çıkan çevre sorunlarından tamamen uzaktır.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir